BAYRAKLARI_BAYRAK_YAPAN_ÜSTÜNDEKİ_KANDIR___VATAN_EGER_UGRUNA_ÖLEN_VARSA_VATANDIR...
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
A?DMİN
(AdMİn)
(AdMİn)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1151
Yaş : 22
Nerden : KoCaElİ
Personalized field :
GÜÇ :
200 / 100200 / 100

TECRÜBE :
200 / 100200 / 100

REP :
200 / 100200 / 100

SEVİYE :
300 / 100300 / 100

YILDIZ :
100 / 100100 / 100

TAKIMIM :
Kayıt tarihi : 09/04/08

Kişi sayfası
BURAYA: SERKAN

MesajKonu: YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM   Perş. Mayıs 08, 2008 7:01 am


Yunan Dönemi iki kisma ayrilmaktadir. M.Ö. sekizinci yüzyildan Büyük
Iskender'in ölümüne (M.Ö. 323) kadar geçen dönem Hellenik Çag ve
Romalilarin, Ptolemaios Kralligi'na son verdikleri M.Ö. 30 yilina kadar
geçen dönem ise Hellenistik Çag olarak adlandirilmaktadirlar.

Bu dönemde bilim ve felsefe alanlarinda büyük bir atilim
gerçeklestirilmis ve Yunan bilginleri ve düsünürleri evren, dünya ve
dünyanin üzerinde bulunan canli ve cansiz varliklara iliskin bilgi
üretmeye baslamislardir.

A. Hellenik Çag'da Bilim

Bu dönemde doga bilimleri büyük bir gelisme göstermis ve özellikle
Aristoteles ve onun yolundan giden Aristotelesçiler bitkilere ve
hayvanlara iliskin bilimsel ve yari-bilimsel bilgileri derleyerek
botanik ve zooloji alanlarin temellerini atmislardir.

a. Doga ve Bilgi Felsefesi

Bu dönemde önce Varlik Sorunu, daha sonra Bilgi Sorunu gündeme
gelmistir. Varlik Sorunuyla ilgilenen Thales, Anaximandros, Anaximenes
ve Herakleitos gibi düsünürler, bütün varliklari olusturan ve Arkhe adi
verilen Ilk Temel Öge'yi aramislar, Bilgi Sorunu'yla ilgilenen Platon
ve Aristoteles gibi düsünürler ise dogru bilginin yapisi ve yöntemi
üzerinde çalismislardir.

Bu dönemi önceki dönemlerden ayiran en önemli özellik, dogal
varliklarin ve olgularin doga-üstü nedenlerle degil, dogal nedenlerle
açiklanmasidir.

* Aristoteles

Aristoteles döneminde politik yapi degismis ve Yunan Dünyasi yavas yavas Makedonyalilarin hakimiyetine girmeye baslamistir.
Makedonya Kralligi'nin güçlenmeye basladigi bu dönemde yasayan
Aristoteles, Ege Denizi'nin kuzeyinde bulunan Stageria'da dogmustur
(M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageria'da Iyon kültürü egemendir ve
Makedonyalilarin buralari istila etmeleri bile bu durumu
degistirmemistir. Bu nedenle Aristoteles'e bir Iyonya filozofu
denilebilir.

Aristoteles'in matematik bilgisi arastirmalarina yeterli olacak
düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik olarak üç bölüme
ayirirken, Platon gibi, matematige - yani aritmetik, geometri,
astronomi ve müzik bilimlerine - bir öncelik tanimisti; ancak
uygulamali matematikle ilgilenmiyordu. "Esit seylerden esit seyler
çikarilirsa, kalanlar esittir." veya "Bir sey ayni anda hem var hem de
yok olamaz (üçüncü durumun olanaksizligi ilkesi)" gibi aksiyomlarin
bütün bilimler için ortak oldugunu, postülalarin ise sadece belirli bir
bilimin kurulusunda görev yaptigini söyleyerek, aksiyom ile postüla
arasindaki farkliliga isaret etmisti. Aristoteles'in, süreklilik ve
sonsuzluk hakkinda yapmis oldugu temkinli tartismalar, matematik tarihi
açisindan oldukça önemlidir. Sonsuzlugun gerçek olarak degil, gizil
olarak varoldugunu kabul etmistir.

Aristoteles, astronomiye iliskin görüslerini Fizik ve Metafizik adli
yapitlarinda açiklamistir; bunun nedeni, astronomi ile fizigi
birbirinden ayirmanin olanaksiz oldugunu düsünmesidir. Aristoteles'e
göre, küre en mükemmel biçim oldugu için, evren küreseldir ve bir
kürenin merkezi oldugu için evren sonludur. Yer evrenin merkezinde
bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi ayni zamanda Yer'in de
merkezidir. Bir tek evren vardir ve bu evren her yeri doldurur; bu
nedenle evren-ötesi veya evren-disi yoktur. Ay, Günes ve gezegenlerin
devinimlerini anlamlandirmak için Eudoxos'un ortak merkezli küreler
sistemini kabul etmistir.

Acaba Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduguna inaniyor muydu?
Elimizde buna iliskin kesin bir kanit bulunmamakla birlikte, geometrik
yaklasimi mekanik yaklasima dönüstürmüs olmasi, inandigi yönündeki
görüsü güçlendirmektedir. De Caelo'da (Gökler Üzerine) yapmis oldugu en
son belirlemelere göre, en dista bulunan Yildizlar Küresi, yani evreni
harekete getiren ilk hareket ettirici, ayni zamanda en yüksek tanridir.
Metafizik'te ise, Yildizlar Küresi'nin ötesinde, sevenin sevileni
etkiledigi gibi gökyüzü hareketlerini etkileyen, hareketsiz bir hareket
ettiricinin bulundugunu söylemistir. Öyleyse Aristoteles, yalnizca
gökcisimlerinin tanrisal bir dogaya sahip olduguna inanmakla
kalmamakta, onlarin canli varliklar oldugunu da kabul etmektedir. Bu
evrenbilimsel kuram, Fârâbî ve Ibn Sinâ gibi Ortaçag Islâm Dünyasi'nin
önde gelen filozoflari tarafindan da benimsenecek ve Kuran-i Kerim'de
tasvir edilen Tanri ve Evren anlayisiyla uzlastirilmaya çalisilacaktir.

Aristoteles'in olusturdugu bu fizik ve evren görüsü kendisinden sonra
az çok degisime ugramissa da uzun yillar egemen olmus ve Galileo'nun
yaptigi çalismalarla geçersiz hale getirilmistir.

Aristoteles'ten önce de hayvanlar üzerinde arastirmalar yapan bilginler
vardi, ama zoolojinin, yani hayvanlar biliminin kurucusu Aristoteles
olmustur. Aristoteles, hayvanlar üzerinde yapmis oldugu gözlemlerden
çikarmis oldugu bulgulari, Historia Animalium, (Hayvan Incelemeleri) De
Partibus Animalium (Hayanlarin Bölümleri Üzerine) ve De Generatione
Animalium (Hayvanlarin Türeyisi Üzerine) adli yapitlarinda toplamistir;
bu üç yapit, birbirleriyle baglantilidir; ancak birincisi hayvanlarin
tasviri, ikincisi morfolojisi ve üçüncüsü ise üremesi ile ilgilidir.

* Milet Okulu

Yunanlilardaki bilimsel çalismalar, Izmir'in güneyinde, Söke-Milas
yolunun batisinda, bugünkü Balat koyunun yakinlarindaki Milet kentinde
baslamistir. Gezginler ve tacirler araciligiyla Dünya'nin uygar
ülkelerinden tasinan bilgiler ve beceriler burada yeniden islenip
degerlendirilmis ve yeni bir kimlige kavusturulmustur.

* Homeros

M.Ö. 8. yüzyilda Izmir yöresinde veya Sakiz adasinda yasadigi sanilan
Homeros, Yunan duygu ve düsüncesinin ilk ürünleri olan Ilyada ve
Odysseia adli destanlarin derleyicisidir. Troya savasina iliskin
söylenceleri toplayan Ilyada'da eski Yunanlilarin gelenek ve
görenekleri, dinî ve felsefî inançlari ve Çanakkale yöresinin tarihî
cografyasi hakkinda önemli bilgiler vardir. Konusu, kurulusu ve anlatim
yöntemleri bakimindan Ilyada'dan farkli olan Odysseia'da ise Troya'nin
yikilisindan sonra, yurdu Ithake'ye dönmek üzere yola çikan Akha
önderlerinden Odysseus'un on yil süren yolculugu sirasinda basindan
geçen olaylar anlatilir. Bu destanda da ayni türden bilgilere rastlamak
mümkündür.

MÖ. 4. yüzyilda Atina'da yaziya aktarilan Homeros destanlarindaki dinî
anlayis Atinalilar tarafindan aynen benimsenmis ve Ilyada ve Odysseia
Yunan egitiminin temeline yerlestirilmistir. Bunlarin Yunan
toplumundaki islevi, M.Ö. 4. yüzyilda Platon'un Devlet'inde
elestirilinceye degin hiç sorgulanmamistir.

* Parmenides

Ksenofanes'in yetistirmis oldugu ögrencilerin en önemlilerinden birisi
Parmenides'ti. Parmenides, görüneni degil, görünenin arkasindakini
ariyordu; çünkü gerçek orada saklanmisti. Ona göre, gerçege, gözlem ve
deney ile degil, mantiksal düsünmeyle ulasilabilirdi. Bir matematikçi
gibi, "yokluk, bos bir mekandir; mutlak bosluktur; yokluk yoktur ama
düsünülebilir" diyordu.

Parmenides, evrenin sinirli oldugunu söylüyordu; evren, bütün uzayi
doldurur ve küreseldir; degismez ve ölmez. Degisme ve bunun nedeniymis
gibi görünen hareket gerçek degildir. Algilarimiz bizi aldatmaktadir.

_________________
______________________________________________________________



LÜTFEN KURALLARA BAKIN: : http://supermekan.0forum.biz/forum-kurallari-f1/forum-kurallary-t79.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://supermekan.0forum.biz
A?DMİN
(AdMİn)
(AdMİn)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1151
Yaş : 22
Nerden : KoCaElİ
Personalized field :
GÜÇ :
200 / 100200 / 100

TECRÜBE :
200 / 100200 / 100

REP :
200 / 100200 / 100

SEVİYE :
300 / 100300 / 100

YILDIZ :
100 / 100100 / 100

TAKIMIM :
Kayıt tarihi : 09/04/08

Kişi sayfası
BURAYA: SERKAN

MesajKonu: Geri: YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM   Perş. Mayıs 08, 2008 7:01 am

* Platon

Soylu bir aileye mensup olan Platon, M.Ö. 428 yilinda Atina'da dogmus
ve iyi bir egitim görmüstür. 20 yasinda Sokrates'le karsilasinca
felsefeye yönelmis ve hocasinin ölümüne kadar (M.Ö. 399) sekiz yil
boyunca ögrencisi olmustur; hocasi ölünce, diger ögrencilerle birlikte
Megara'ya gitmis ama burada uzun süre kalmayarak önce Misir'a, oradan
da Pythagorasçilarin etkili olduklari Sicilya ve Güney Italya'ya
geçmistir. Bir ara korsanlarin eline düsmüs, fidye vererek kurtulduktan
sonra, kirk yaslarinda Atina'ya dönmüstür. Atina'da Akademi'yi kurarak
dersler vermeye baslayan Platon, M.Ö. 347 yilinda 81 yasindayken
ölmüstür.

Platon'un amaci, ögrencilerine bilgi askini asilayarak, onlari filozof
bir yönetici olarak yetistirmektir; bu yüzden ahlak ve siyasete agirlik
vermis, ancak bunlari mantik ve matematikle temellendirmeyi ihmal
etmemistir.

Platon'a göre, insanlar bir magaranin içinde yasarlar ve yüzleri magara
girisinin karsisinda bulunan duvara dönük oldugu için sadece ve sadece
buraya düsen gölgeleri görebilirler; duyumlarimiz yoluyla varligindan
haberdar oldugumuz bu görünümler, gerçek degil, gerçegin iyiden iyiye
bozulmus gölgeleridir; gerçegi görmek isteyen bir kimsenin, akil
yoluyla duyusal zincirlerden kurtularak basini magaranin girisine
çevirmesi ve orada geçit töreni yapmakta olan idealari, yani
görüntülerin olusumunu saglayan gerçek biçimleri seyretmesi gerekir. Bu
nedenle bu alemde duyumsadigimiz varliklar birer gölgedir ve asil var
olan seyler, bu gölgeler ve bu yanilsamalar degil, onlarin ardindaki
ölümsüz idealardir. Mesela bir at ne kadar olaganüstü olursa olsun,
zamanla bozulur ve kaybolur; oysa at ideasi ezelî ve ebedîdir, degismez.

Öyleyse, degisim içinde bulunan görüntülerin bilgisini bir yana
birakarak, hiçbir zaman degismeyen idealarin bilgisine ulasmak gerekir;
felsefenin amaci bu olmalidir; gerçek bir filozof, bu aldatici
görünümlerin ardina saklanmis olan mutlak bilgiyi, yani idealarin
bilgisini yakalayabilen kisidir. Platon böylece bilginlerin yolunu da
çizmis olmaktadir; çünkü Ilkçag ve Ortaçag'da bilim ve felsefe
birbirlerinden ayri birer etkinlik olarak görülmemistir.

Yapitlarindan anlasildigi kadariyla, Platon daha çok ahlak ve siyasetle
ilgileniyordu. Devlet, Yönetici ve Kanunlar adli kitaplarinda ideal bir
devletin nasil olmasi gerektigini sorgulamis ve savundugu görüsler,
daha sonra Fârâbî ve Ibn Sinâ gibi Islâm filozoflarinin siyaset
anlayislarinin biçimlenmesine büyük katkilarda bulunmustur.

Matematik, Platon'un gözünde çok önemli bir bilimdi; çünkü onunla
gerçek bilgiye, yani Tanri Ideasi'na ulasmak olanakliydi; zaten
Tanri'nin kendisi de bir matematikçiydi.

Platon'a göre, matematik, gölgeler alemi ile idealar alemi arasinda bir
ara alem veya iki alemi birbirine baglayan bir geçittir. Platon
Akademi'nin kapisina "Geometri bilmeyen bu kapidan girmesin." diye
yazdirmistir. Platon uygulamali matematigi sevmemis ve bu nedenle
cetvel ve pergelin disinda bir araç kullanmaya yanasmamistir.

Platon da dogaya Pythagorasçilar gibi bakar ve gerçegin kilidini açacak
anahtarin aritmetik ve geometri olduguna inanir. Matematikle ilgili
orijinal denebilecek bir çalismasi yoktur; katkilari daha çok
felsefîdir. Platon'un matematige iliskin görüsleri ve çalismalari
sonucunda, matematik, diger bilimler arasinda seçkin bir konuma
yerlesecek ve yüzyillardan beri süregelmekte olan bilimsel egitim ve
ögretimin esas ögesini olusturacaktir.

Platon'a göre evren küreseldir ve merkezinde Yer bulunur; Yer, küresel
ve hareketsiz bir gökcismidir ve evren, Yer'in de merkezinden geçen
eksen çevresinde 24 saatte bir dönüs yapar; Günes, Ay ve gezegenler bu
hareketle tasinirlar ama onlarin da kendilerine özgü hareketleri
vardir. Iste bu hareketleri yüzünden, gezegenler, ekliptik kusagi
üzerinde spiral dolanimlar yaparlar.

Gezegenlerin düzgün dolanimlari bir Tanri'nin var oldugunu ilham eder.
Nasil bir saatin mekanizmasi ve düzenli isleyisi, onun bir yapicisi ve
bir ustasi oldugunu ama bu yaraticinin saatin içinde degil disinda
bulundugunu düsündürürse, gezegenlerin dolanimlari da, tipki bunun
gibi, gezegenlerin birer tanri olmadiklarini, ancak bu düzenli
dolanimlarinin ardinda akilli ve becerikli bir ustanin, yani bir
Tanri'nin bulundugunu sezdirir. Bu görüs, sonralari Hiristiyan ve
Müslüman filozoflari ve ilahiyatçilari tarafindan Tanri'nin varliginin
en önemli kanitlarindan biri olarak kullanilacaktir.

Platon, ideal bir devlet tasarimindan önce, bir toplumun nasil
dogdugunu incelemistir; ona göre, toplumlarin olusma nedeni, insanlarin
kendi kendilerine yetmemeleridir; kisacasi, insan ancak yardimlasarak
yasayabilen bir varliktir; bu durum firinci, tacir, çoban, çiftçi ve
mimar gibi çesitli mesleklerin dogmasina ve bu meslek erbabinin
yardimlasmasina neden olur.

Fakat insanlar, kendilerinin ve yakinlarinin geleceklerini güven altina
almak için, daima gereksinimlerinden fazlasini isterler; daha çok
altin, daha çok gümüs ve daha çok fildisi biriktirmeye çalisirlar.
Yavas yavas üstünde yasadiklari topraklar kendilerine yetmez olur ve
komsularinin topraklarina tecavüz ederler. Savaslar çikar; öyleyse bir
de koruyuculara ve bekçilere gereksinim vardir.

Giderek, yurttaslar arasindaki anlasmazliklari giderecek mahkemeler ve
hastalari iyilestirecek hastaneler gibi daha karmasik kurumlar belirir;
ancak Platon, adaleti mahkemelerde aramaya karsidir. Bu konuda söyle
der :

"Insanlarin dogruyla egriyi kendi kendilerine ayiramayip mahkeme ve
yargica basvurmalari, adaleti baskalarindan beklemeleri çirkin bir sey
degil midir?"

Platon hekimlerle ilgili olarak da bir seyler söyler; bir hekimin
görevi, hastalarini en kisa sürede iyilestirmektir, yoksa hasta
bedenlerini sürüklemelerine yardimci olmak degildir:

"Iste Asklepios, bu gerçegi biliyordu. Bu nedenle, hekimligi, yalnizca
bedenleri saglam olup da geçici bir hastaliga tutulmus insanlar için
kullandi."

Sagliksiz bireylere ise, hayat hakki tanimiyordu:

"Hekimler, yurttaslar arasinda bedenleri ve ruhlari iyi olanlara bakmali, böyle olmayanlari ise ölüme terketmelidir."

Platon, halki bir koyun sürüsüne benzetir; yöneticiler bu sürünün
çobanlari, koruyucular, yani askerler ise çoban köpekleridir. Öyleyse,
insanlari yönetmek aslinda bir sürüyü yönetmekten farkli degildir; Sâmî
dinlerinde de bu anlayisa rastlanmaktadir.

Bu kalitsal oligarsiyi koruyabilmek için çözülmelere ve bozulmalara
karsi direnmek gerekir. Çözülmelerin ve bozulmalarin baslica nedeni,
maddî ve cinsî istahtir. Bu nedenle Cumhuriyet'in seçkinleri, yalnizca
serveti degil, fakat ayni zamanda esleri ve çocuklari da
toplumsallastirmalidir. Platon'a göre bu ahlaksizlik degildir; çünkü bu
yolla herkes birbirine sevgili ve herkes birbirine kardes olacaktir;
çocuklar, toplumun çocuklari oldugu için devlet tarafindan
yetistirilecek ve kisacasi devlet ile aile özdeslesecektir.

Platon'a göre, zenginlik ve fakirlik, iyi insanlari bozar ve ise
yaramaz bir hale getirir; kisacasi bunlar devlete sokulmamasi gereken
iki büyük düsmandir. Biri insani sefahate ve atalete sürükler, digeri
ise bayagilastirir ve asagilastirir.

Yönetici olacak bir kisinin, öncelikle filozof olmasi gerekir; çünkü
filozoflar, idealar alemine yükselmis ve orada dogrunun ve iyinin
gerçek örneklerini görmüslerdir. Böylece devletin basinda olanlar,
gölgeler için çarpismayacaklar, basa geçmek büyük bir ayricalikmis gibi
kim basa geçecek diye birbirlerini yemeyeceklerdir. Platon devletin
basina geçeceklere öncelikle matematik ve astronomi bilimlerinin
ögretilmesi gerektigini söyler :

* Sokrates

Bütün insanlik tarihinin en saygin kisilerinden birisi olarak taninan
Sokrates de aslinda bir sofisttir. Atina'da dogmus (M.Ö. 470) ve iyi
bir egitim görmüstür. Babasi, onu kendi mesleginde, yani bir
heykeltiras olarak yetistirmek istedigi halde, Sokrates felsefeye ilgi
duymustur. Meydanlarda, tiyatrolarda ve yollarda felsefî tartismalarin
yapildigi bir ortam içinde böyle bir istek gayet dogaldi. Sokrates,
aritmetik, geometri, astronomi ve politikaya iliskin yeterli düzeyde
bilgiye sahipti. Çok basit bir yasam sürmüstü. Her ne kadar
görüslerinin çok etkili oldugu kabul edilmisse de, hiçbir yapit kaleme
almamistir. Onu iki ögrencisi, Platon ve Ksenofanes'in yazdiklarindan
tanimaktayiz.

Sokrates diger sofistlerden çok farkliydi. Düzenli bir ögretim yapmiyor
ve ögrencilerinden ücret almiyordu. "Kendini bil!" ilkesi
dogrultusunda, düsünürlerin bakislarini evrenden insana çevirmisti.
Evreni anlamlandirmadan önce kendimizi anlamlandiralim; "Biz kimiz?" bu
sorunun yanitini verelim diyordu. Bu nedenle, yalnizca bir tarlayi
ölçebilecek düzeydeki geometri bilgisini yeterli buluyor, daha zor
matematik problemleriyle ugrasmanin yararsiz olduguna isaret ediyordu.
Ona göre, insanlara, pratik ahlak kurallarini ögretmek daha isabetli
olacakti. Böylece Sokrates, kuramsal bilim ve uygulamali bilim
tartismasini da açmis oluyordu.

Sokrates ilk anlambilimcidir; anlamlari belirlenmemis kavramlarin ve
terimlerin kullanilmasinin sakincalarina temas etmistir. Her çesit
bilgide, kavramlarin ve terimlerin açik ve seçik bir biçimde
tanimlamalarinin yapilmasi gerektigini savunmus olmasi, dolayli yoldan
da olsa, bilimin ilerlemesine küçümsenemeyecek ölçüde katkida
bulunmustur.

* Thales

Thales M.Ö. 624 yilinda dogmus ve M.Ö. 548 yilinda ölmüstür. Varlikli
bir tacirdi. Yunanli yedi bilgeden birisi olarak kabul edilmekteydi.
Ilk Yunan matematikçisi Thales'tir.
Thales'le birlikte geometri ilk defa dedüktif (yani tümdengelimsel) bir bilim dali haline geldi.

Thales astronomiyle de ilgilenmis ve tarih kitaplarina ilk Yunan
astronomu olarak geçmistir. Gökyüzündeki yildizlari gözlemlerken bir
kuyuya düstügünü herkes bilir. 28 Mayis 585 yilinda gerçeklesen Günes
tutulmasini daha önceden tahmin etmis olmasina ragmen, Yer'in bir disk
biçiminde oldugunu düsündügünden, Ay ve Günes tutulmalarinin
nedenlerini bilmesi olanaksizdi.

Misirlilardan yilin 365 gün oldugunu ögrenmisti. Kuzey yönünün
bulunmasinda Küçük Ayi'nin kullanilabilecegini biliyordu ve Yunan
gemicilerine Küçük Ayi takim yildizini gözlemleyerek seyahat etmelerini
önermisti. Nitekim denizci bir millet olan Fenikeliler de Büyük Ayi'yi
kullaniyorlardi.

Thales her seyin aslinin su oldugunu söylüyordu; su, kati, sivi ve gaz
olmak üzere üç durumda bulunabilirdi. Suyun olmadigi yerde hayatin da
olmayisi, bu maddenin aslî olusunun en güçlü kanitlarindan biriydi.
Thales, bu görüsleri ve Homeros'un hikayelerini bir yana birakan
gözlemsel düsünceleri nedeniyle bilimin dogusunda önemli bir rol
oynamistir.

Aristoteles'e göre, Thales, miknatisin demir tozlarini çekmesi
nedeniyle canli olduguna inaniyordu. Nasil bir yorum getirirse
getirsin, m

_________________
______________________________________________________________



LÜTFEN KURALLARA BAKIN: : http://supermekan.0forum.biz/forum-kurallari-f1/forum-kurallary-t79.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://supermekan.0forum.biz
A?DMİN
(AdMİn)
(AdMİn)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1151
Yaş : 22
Nerden : KoCaElİ
Personalized field :
GÜÇ :
200 / 100200 / 100

TECRÜBE :
200 / 100200 / 100

REP :
200 / 100200 / 100

SEVİYE :
300 / 100300 / 100

YILDIZ :
100 / 100100 / 100

TAKIMIM :
Kayıt tarihi : 09/04/08

Kişi sayfası
BURAYA: SERKAN

MesajKonu: Geri: YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM   Perş. Mayıs 08, 2008 7:02 am

b. Matematik

Bu dönemin en önemli matematikçisi Pythagoras'tir. Dik üçgenlere
iliskin teoremiyle taninan Pythagoras, varliklari ve varliklar
arasindaki iliskileri sayilarla ve sayilara karsilik gelen çizgilerle
açiklama egiliminde oldugu için, aritmetik ve geometri bilimleri büyük
bir önem kazanmistir.

Ayrica bir açinin üç esit parçaya bölünmesi, bir küpün iki kati
hacmindeki bir küpün bir kenarinin uzunlugunun bulunmasi ve bir
dairenin alanina esit olan bir karenin bir kenarinin uzunlugunun
bulunmasi gibi üç geometrik problem üzerindeki çalismalar da
geometrinin gelisimini büyük ölçüde etkilemistir.

c. Astronomi

Bu dönemde gezegenlerin ve yildizlarin gökyüzündeki konumlarini ve
devimlerini anlamlandirmaya yönelik göksel kuramlari olusturulmus ve
özellikle Eudoxos'un kurgulamis oldugu Ortak Merkezli Küreler Kurami
sonraki dönemlerde çok etkili olmustur.

d. Cografya

Yunanlilar Akdeniz kiyilarinda yeni koloniler kurmuslar ve bu koloniler
arasindaki ticarî ve askerî seferler sirasinda Avrupa, Asya ve
Afrika'nin Akdeniz kiyilarini yakindan tanimislardi.

Herodotos ve Surlu Marinos'un yapitlari fizikî cografyanin, beserî
cografyanin ve matematiksel cografyanin gelismesinde etkili olmustur.

e. Tip

Bu dönemde insan bedeninin yapisi da Yunan düsünürlerinin ilgisini
çekmis, saglik ve hastalik durumlarinin açiklanabilmesi için
yari-bilimsel kuramlar gelistirilmistir. Sonraki çaglari en çok ekleyen
Koslu Hipokrates bu dönemde yetismistir.

f. Teknik

Bu dönemde yeni yapi teknolojileri gelistirilmis ve özellikle kent planlamasi sorunuyla ilgilenilmistir.

B. Hellenistik Çag'da Bilim

Hellen birligini saglayan Makedonyali Philip'in öldürülmesinden sonra
yerine geçen oglu Büyük Iskender, MÖ.334-323 yillari arasinda bilinen
Dünya'nin büyük bir kismini fethederek Avrupa'dan Hindistan'a kadar
uzanan büyük bir imparatorluk kurmustu. Büyük Iskender'in askerî
seferleri, siyasî yönden oldugu kadar kültürel yönden de çok önemli
sonuçlar dogurmustur; çünkü bu seferler sonucunda, Yunan uygarligi,
Uzak Dogu'ya kadar yayilmis ve bu bölgedeki Misir, Mezopotamya, Iran ve
Hint uygarliklariyla karisarak ve kaynasarak, yeni bir uygarligi, yani
Hellenistik uygarligi olusturmustur.

Büyük Iskender, 323 yilinin Haziran ayinda Babil'de ölünce, kurmus
oldugu Dünya Imparatorlugu generalleri arasinda paylasilmistir. Misir
valisi Makedonyali Ptolemaios burada kralligini ilan etmis ve M.Ö. 30
yilina kadar Misir'a hakim olacak Ptolemaios sülalesini yönetime
getirmistir. Hellenistik dönem uygarligini yaratanlar Ptolemaios ailesi
olacaktir. Ptolemaios kralligi yöre halkinin din ve kültürüne saygi
göstermis, onlarla siki iliskiler kurmustu. Hellen kültürü ile Dogu
kültürleri arasindaki etkilesim daha çok dinî ve edebî konularda
gerçeklesmis, bilimsel konular ise genellikle Yunanlilarin hakimiyeti
altinda kalmistir.
Bu dönemde matematik, astronomi, fizik, biyoloji ve cografya gibi alanlarin bagimsiz bir disiplin olarak temelleri atilmistir.

a. Doga ve Bilgi Felsefesi

Bu dönemde Plotinos, Platon ve Aristoteles sistemlerini uzlastiran yeni
bir sistem gelistirmistir. Sonradan Yahudi, Hiristiyan ve Islam inanç
önermeleriyle beslenen ve "Bir" olarak adlandirilan Mutlak Varlik'in
asama asama açilimi ile bütün varliklar aleminin olustugunu savunan bu
sistem düsünce tarihinde oldukça etkili olmustur.

b. Matematik

Eukleides Elementler adli yapitinda tanim, aksiyom ve postüla
çerçevesinde kendisinden önceki geometri bilgisini derlemis ve
Tümdengelimsel Yöntemi kullanmistir. Böylece geometriye gerçek anlamda
kanitlama düsüncesini getirmistir. Pergeli Apollonius ise Koni
Kesitleri adli yapitinda daire, elips, koni, parabol ve hiperbolü
geometrik olarak tanimlamistir.

c. Astronomi

Bu dönemde Aristarkhos Günes Merkezli Evren Kurami'ni, Hipparkos ise
Yer Merkezli Evren Kurami'ni gelistirmislerdir. Gözlem ve matematiksel
yöntemin birlesmesi, Hellenistik Çag astronomisinin en belirgin
özelligidir.

* Aritarkus

Aristarkus’un (M.Ö. 310-230) “Ay ve Günes’in Büyüklükleri ve
Uzakliklari” adli yapiti astronomi problemlerini üstün geometri
bilgisiyle çözmeye çalistigi bir eserdir. Ay’in tutuldugu ve yarim ay
oldugu siralarda yaptigi gözlemlerden Günes’in çapinin Dünya’nin 7 kati
oldugu sonucunu çikarmisti. Bu rakam yanlis olmakla birlikte Günes’in
Dünya’dan daha büyük oldugunu göstermesi bakimindan önemlidir.

Aristarkus Günesin sabit oldugu ve dünyanin günes çevresinde çembersel
bir yörünge izleyerek döndügü iddiasini da ortaya atar. Bu görüs
zamanina göre oldukça ilerde bir görüstür.

d. Fizik

Bu dönemde Archimedes statik ve hidrostatik alanlarinda yapmis oldugu
çalismalar sonucunda matematiksel fizigin temellerini atmistir.

e. Biyoloji

Aristoteles'in ögrencisi olan ve onun ölümünden sonra Lise'nin basina
geçen Teophrastos botanige iliskin Bitkilerin Tarihi Üzerine ve
Bitkilerin Nedenleri Üzerine adli yapitlariyla bu bilimin temellerini
atmistir. Herophilos ise insan ve hayvan bedenlerini karsilastirmali
olarak incelemistir.

f. Herophilos

Iskenderiye Okulu'nun ilk biyologlarindan olan Herophilos'un (M.Ö.280)
hayvan ve insan vücudunu karsilastirmali olarak inceledigi
söylenmektedir. Bu amaçla insan vücudunda disseksiyon yapmistir. Beyni
sinir sisteminin merkezi olarak gören Herophilos'a göre, zekâ da burada
bulunmaktadir.

Onun kullanmis oldugu anatomi terimlerinden bazilari bugün bile
kullanilmaktadir. Mesela beynin arka tarafinda ana venlerin
karsilastigi yere torcular demistir ki bu terim Herophilos torculari
biçiminde bugün de geçmektedir. Herophilos, anatomi alaninda yapmis
oldugu arastirmalar nedeniyle, anatominin babasi olarak taninmistir.

g. Cografya

Yeryüzünün çevresini ölçülmesine iliskin çalismalarin bu dönemde
yogunlastigi ve Eratostenes ile Posidonios'un bu amaçla ölçüm
yöntemleri gelistirdikleri görülmektedir.

* Archimedes

Archimedes hem bir fizikçi, hem bir matematikçi, hem de bir filozoftur.
Archimedes'in mekanik alaninda yapmis oldugu buluslar arasinda bilesik
makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar
sayilabilir. Bunlara iliskin eserler vermemis, ancak matematigin
geometri alanina, fizigin statik ve hidrostatik alanlarina önemli
katkilarda bulunan pek çok eser birakmistir.

Archimedes'in en parlak matematik basarilarindan biri, egri yüzeylerin
alanlarini bulmak için bazi yöntemler gelistirmesidir. Bir parabol
kesmesini dörtgenlestirirken sonsuz küçükler hesabina yaklasmistir.
Sonsuz küçükler hesabi, bir alana tasavvur edilebilecek en küçük
parçadan daha da küçük bir parçayi matematiksel olarak ekleyebilmektir.
Bu hesabin çok büyük bir tarihî degeri vardir. Sonradan modern
matematigin gelismesinin temelini olusturmus, Newton ve Leibniz'in
buldugu diferansiyel ve entegral hesap için iyi bir temel
olusturmustur.

Archimedes Parabolün Dörtgenlestirilmesi adli kitabinda, tüketme metodu
ile bir parabol kesmesinin alaninin, ayni tabana ve yükseklige sahip
bir üçgenin alaninin 4/3'üne esit oldugunu ispatlamistir.

Ilk defa denge prensiplerini ortaya koyan bilim adami da
Archimedes'dir. Bu çalismalarina dayanarak söyledigi "Bana bir dayanak
noktasi verin Dünya'yi yerinden oynatayim." sözü yüzyillardan beri
dillerden düsmemistir.

Archimedes, kendi adiyla taninan sivilarin dengesi kanununu da
bulmustur. Söylendigine göre, bir gün Kral Ikinci Hieron yaptirmis
oldugu altin tacin içine kuyumcunun gümüs karistirdigindan kuskulanmis
ve bu sorunun çözümünü Archimedes'e havale etmis. Bir hayli düsünmüs
olmasina ragmen sorunu bir türlü çözemeyen Archimedes, yikanmak için
bir hamama gittiginde, hamam havuzunun içindeyken agirliginin
azaldigini hissetmis ve "Buldum, buldum" diyerek hamamdan firlamis.
Acaba Archimedes'in buldugu neydi? Su içine daldirilan bir cisim
tasirdigi suyun agirligi kadar agirligindan kaybediyordu ve taç için
verilen altinin tasirdigi su ile tacin tasirdigi su mukayese edilerek
sorun çözülebilirdi.

Archimedes'in arastirmalarindan önce, tahtanin yüzdügü ama demirin
battigi biliniyordu; ancak bunun nedeni açiklanamiyordu. Archimedes'in
bu kanunu dogada tesadüflere yer olmadigini, her zaman ayni kosullarda
ayni sonuçlara ulasilacagini göstermistir. Archimedes, yirmi üç yüzyil
önce, modern bilimsel yöntem anlayisina çok yakin bir anlayisla, bugün
de geçerli olan statik ve hidrostatik kanunlarini bulmus ve bu
katkilariyla bilim tarihinin en büyük üç kahramanindan birisi olmaya
hak kazanmistir.

_________________
______________________________________________________________



LÜTFEN KURALLARA BAKIN: : http://supermekan.0forum.biz/forum-kurallari-f1/forum-kurallary-t79.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://supermekan.0forum.biz
rrr_01
WEBMASTER
WEBMASTER
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 261
Yaş : 22
Nerden : kOcAeLi
Personalized field :
GÜÇ :
50 / 10050 / 100

TECRÜBE :
55 / 10055 / 100

REP :
55 / 10055 / 100

SEVİYE :
55 / 10055 / 100

YILDIZ :
55 / 10055 / 100

KENDİNİ TANIT : .
Kayıt tarihi : 27/04/08

MesajKonu: Geri: YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM   Perş. Mayıs 08, 2008 9:55 am

saolasın admin güzel hepside
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
YUNANLILAR DÖNEMINDE BILIM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SAVAŞÇILARIn MekaNı :: KARIŞIK :: KARIŞIK BİLGİLER-
Buraya geçin: